Öne çıkan

Yıldızlarda yerden bakıldığında küçüktür!!

1.Bölüm

Hikayemiz yurddışından her şeyi bırakıp arkasına bile bakmadan binlerce km uzaklardan küçücük şirin bir köye yerleşen Aytenin Hikayesi.!

Ben Ayten iki çocuklu ailenin ikincisi olarak dünyaya geldim. Çocukluğum ıssız bir o kadarda şirin bir köyde geçti.

Annem her gün sabah Namazında kalkar akşam Namazına kadar bahçelerde çalışır aynı zamanda Hayvanlar lada ilgilenir, akşam Namazında eve gelir birde bize yemek yapıp bizi doyururdu. Birlikte olduğumuz tek vakit akşam yemekleri olurdu.Annemin beş dk bile oturduğunu hiç görmezdim göremezdim.

Çünkü durmadan çalışırdı.Ben ise evimizin avlusunda bütün gün oyun oynar bir an önce annemin eve gelmesini beklerdim, çünkü bütün gün avluda yalnız olur ve korkardım. Evimiz çok büyüktü kocaman bir Salonu vardı, içinde bir uçtan bir uca koşabilirdim. Evimiz büyüktü. Buna rağmen ben abimle aynı odayı paylaşıyordum, odamızda iki yatak ve bir masa sandalye vardı, odamızı seviyordum, küçük şirin ama içi sevgi kokan odamız. Evimizi seviyordum her tarafı mis gibi ahşap kokar küçücük pencerelerinden avluda ki kedilerimizi Tavuklarımızı izlemeye severdim. Dışarıyı göremezdim, çünkü evimizin etrafı yüksek duvarlarla çevriliydi sadece Gökyüzüne bakar geceleri yıldızları izlerdim, hatta her gördüğüm Yıldızlara isimler takardım, kendimce oyun oynardım ,Yıldızlarda gece benim arkadaşlarım olurlardı.

Gündüzleri çok sık olmasada bazen annem beni de yanında götürür dü , o zaman gerçekten çok mutlu olurdum, çünkü orada başka çocuklarla da oynama imkanım olurdu , ailelerimiz akşama kadar çalışırken biz oyunun tadını çıkartırdık, öyle ki eve koşmaktan yorulmuş halde gelir yemek bile yiyemeden uyuya kalırdım.

Abim: canım abim, benim uyuduğumu görür kucağına alır sessizce yatağıma yatırırdı.Sonra sessizce odadan çıktığını bilirdim, fakat bu sessizliği babam bozardı, hem de ne bozma daha eve gelmeden sesi gelirdi, anneme seslenir bende bu ses gürültüsüne uyanırdım,sebebini bilemezdim ,çünkü evin salonuna geldiğinde sanki evin içine bomba düşerdi, öylesine sesler yükselirdi ki sadece annemin acı içinde sesini duyardım, korkudan odamda masanın altına gizlenir kulaklarımı kapatır sonrada sanırım öylece uyuya kalırdım. Ertesi sabah canım annemin ve abimin yüzlerinde kollarında renkler görürdüm çocukluk işte ben ise annemde abimde yüzlerini kollarını boyamışlar diye düşünürdüm, nereden bilebilirdim ki babamın şiddet uyguladığını.

Evet babam> hiç affetmediğim babam> çocukluğumun hatırası babam. O yaşlarda babamı her çocuk gibi bende severdim babam dı çünkü. Küçüktüm olan bitenin o yaşlarda farkında olmazdım. Babam her sabah erkenden çıkar akşam eve s,arhoş gelirdi, doğrusu hatırladığım kadar hiç’ te çaiıştığını duymazdım görmezdim. Akşamları ya abimin kolunda yada kendi başına eve gelir ama sarhoş gelirdi tabi ki, bu hemen hemen hiç değişmezdi. Ben ise babamı sever fakat bir o kadar da korkardım yaklaşmaya bile cesaret edemezdim. Babam da zaten hiç kucağına alıp beni ve abimi sevdiğini bizlerle oyunlar oynadığını hatta bir gün bile bize şeker getirdiğini görmezdik. Sanırım babam kimseyi sevmezdi aksi sert sinirli ve her günü sarhoş olan birisiydi, küçüktüm ama hatırlıyordum zaten unutmamda mümkün degildi ki.

Annem ise hergün canını dişine takar akşama kadar bahçelerde calışır ve kısacası bütün yükü omuzlarında taşırdı, birde üstelik babamdan ödül olarak ta Şiddet görürdü,abim canım abim de annemi korumaya çalışırken babamın şiddetinden nasibini alırdı.

1.bölüm

Çaresizlik???

Çaresizlik nasıl bir şey deseler?hepimiz bir şekilde tarif ederiz.O an ki duygular, o an ki kalbimizdeki sancılar, o an ki Ruhumuzdaki kopan fırtınalar.

Öyle ki o fırtınalar tıpkı Okyanuslar gibi kabarır uçsuz bucaksız olduğunu var sayarız.Belki daha sonrasında ki damlalar gibi küçük olduğunu göremeyiz dir .İçimizde her an patlamaya hazır Volkan lavları vardır,ne damlalar nede Okyanuslar söndürmeye gücü yetecek. Her şey gözünün önünde olur ve sen hiç bir şey yapamas sın,sen sadece huzur oyunu oynamaya devam edersin. Oysa Okyanusları engin dalgalarını hissettirmeden beklersin, gelip söndürsün diye,beklersin bile bile beklersin,söndürmeye yetmeyeçeğini bildiğin halde,bir umut dersin, bir mucize belki dersin,ama o volkan lav ateşleri kalbinde hep patlamaya hazır bekler.

Kaçamassın,Okyanuslar yol vermez ki.

Keşke dersin,maalisef o keşkeler de içinde yanan Volkan lav ateşini söndürmeye yetmez ki,yıllarını çöpe atmışşındır , en ağır darbeleri almışşın dır,yinede içindeki lavlar patlamak üzere lavlarını püskürtmeye hazırlanıyor olduğunu görürsün,ve sonunda çaresizliğe teslim olmuşşun dur.Her tarafını kaplayan çaresizlik duvarından çıkış yolu bulamam sanırsın, Çaresizlikten bir türlü var olan o çıkış yolunu bulamassın İçindeki lavları söndürmeye yine Okyanusları beklersin,beklerken de etrafındaki örülmüş ve örülmeye devam eden o duvarlar artık boyunu aşmıştır,artık istesen de kollarının uzunluğu o duvarları tırmanmaya yetmez ki,sonra yine çaresizlikten çıkış yolu ararsın,az önce kaybettiğin Umut ,o an da hemen aklına geliverir kaybettim dediğin Umut,görmediğin çıkış yolunu bu sefer görmeye başlarsın,ve aklın, ruhun,kalbin her şeye rağmen içindeki patlamaya hazır lavlara rağmen sana o kaybettim dediğin Umut yolunu gösteriverir.İşte biz bur dayız ,bur dayız der aklın,ruhun,kalbin,İşte senin çıkış yolun orası dediklerini duyarsın, kulaklarının içinde,ama öyle ya çaresizlik seni öyle esir almıştır ki ,hala kulaklarına fısıldayan o sesleri değil, etrafına örülen duvarlardan çıkmaya çalışırsın,o duvarları ellerinle yıkmaya çalışırsın,ama nafile,hiç ellerle duvarlar yıkılır mı?ama sen hala denersin.İşte tam fırsatın varken kaybettiğin zamanla içindeki lavlar patlayıvermiştir,artık o duvarların arasında yanmaya mahkum etmişsindir kendini.

Oysa çıkman için kalbin,ruhun,ve aklın kulağına çıkış yolunu fısıldamişlar dı,sana tekrar unuttuğun Umudu hatırlatmışlardı.İşte sen bunları duymadın,duymamak için ısrar ettin ve maalisef az da olsa,senin geçebileceğin kadarda olsa o çıkış kapısını görmedin. kaybettiğin zamanla günlerle,saatlerle de içindeki volkan alevlerini patlattın,artık söndürmeye ne damlalar nede Okyanuslar yeter.İşte Çaresizlikten alev alev yanmak dedikleri böyle bir şey olsa gerek.

İnşallah hayat yolunda gördüğümüz halde kör,duyduğumuz halde sağır,konuştuğumuz halde dilsiz kalmamak ümidiyle,

Dediğim gibi Çaresizlik her kesin kendince tarifidir.Ama UMUT herkesin tek bildiği gerçektir.!!!!!

Sevil

Yıldızlarda küçüktür yerden bakıldığında

7.Bölüm

Arkamdan benim çıktığımı gören annem koşarak yanıma gelip beni tutup bana sıkıca sarıldı bir anda şaşkına dönmüştüm.Annem köyde yanında huzur bulduğum bana İstanbul’a geldiğimden beri ilk defa böylesine sarılmış sanki bazı pişmanlıklar yaşıyor sanki bir şeyler’den kaçmak istiyor gibi bana sarılıp ağlıyordu yine.Üstümüze yağan Yağmura ikimizinde gözyaşları karışıyordu, annem beni birden alıp Çardağın altına götürüp Çardakta duran Battaniyeye sarıp beni ısıtmaya çalışıyordu. Ben ise o anın tadını çıkartmakla meşkul’ düm .Kızgın olsam’da annem di o benim, annem di.

Annem Evin yardımcısı fatma Hanımdan kendisi ve benim için çay istemiş tabi ıslandığımız için içimizin ısınması gerekiyordu.Çaylar geldi, çaylarımızı yudumlarken anneme döndüm>anne ben küçüğüm ama sayenizde 12 yaş değil sanki daha da büyüdüm buna beni mecbur bıraktınız,ben kendimi tutamıyordum geçmişin şu anın hesabını vermek zorundaydı annem.<Anne sen bizi bırakıp gittin bizi alma sözü verdin ama almadın bekledim ben hep bekledim sonra yazları geldin iş bağ bahçe işlerini yapıp yine arkana bakmadan gittin ben yine bekledim.Sonra aradan yıllar geçti bizi almaya karar verdin biz geldik ama sen abime sahip çıkamadın abimi senin yüzünden kaybettim nerede neyapıyor bilmiyoruz, şimdi sıra bana geldi.Şimdi beni başından atmaya çalışıyorsun. Bu kadar mı bıktın bizden? senin derdin ne dir anne?.Annem yine ağlamaya başlamış tı artık yeter anne ağlamak yok gözyaşlarının arkasına sığınamassın diyerek annemin yakasından tutup annemi ileri geri salladığımı hiç unutmuyorum.İkimizde pişmanlıkları oynuyorduk,benim o davranışımdan sonra annem artık çözülmeye başlamış, bana her şeyi anlatması gerekiyordu bana bunu borçluydu.Beni omuzlarına yatırıp bir taraftan da üzerimde ki Battaniyeyi iyice üzerime doğru çekiyordu üşümemi istemiyor belliydi.>Kızım benim bahtsız kızım haklısın ne söylersen haklısın< diyor benim babanın yüzünden başına gelmeyen kalmadı, ama inan kızım asla bunlar olsun istemezdim gücüm yetse engellemek için canımı bile verirdim diyor ve artık derin bir nefes alıp olup bitenleri anlatmaya başlamıştı. Evet Kızım ben Köyden ayrıldıktan sonra bir tanıdık vasıtasıyla İstanbul’a gelip çeşitli evlerde çalışmaya başladım.ve bir gün bi tanıdık vasıtasıyla bu Villayı buldum beni işe aldılar ben mutluydum çünkü biran önce ev tutabilecek ve senide abini de yanıma alabilecektim. Bu yüzden canla başla çalışıyordum gece gündüz.Artık bir süre sonra Para da biriktirdiğini söylüyor ben ise dikkatlice annemi dinlemeye devam ediyordum. parası olduğu için bir gün evden izin alıp kiralık ev aramak için dışarıya çıktığı ve ıssız bir yere geldiğinde babamın birden annemin karşısına çıkıp annemi biçakladığını söylüyordu,ben birden annemin omzundan kalkıp nasıl yani gerçek mi? bu diye şaşkınlık içinde annemin yüzüne baka kalmıştım.Annem bu şaşkınlığımı görmüş ama artık anlatmaya başlamıştı devam ediyordu, evet kızım baban beni bıçakladı, anne babam babam diyebilmiştim kısık bir sesle.Evet gerçekten de Babam o dönemde bir bahane uydurarak bize, ortadan yok olmuştu biz nereye gittiğini bilmiyorduk o dönem. Abim ile ben köydeki kocaman evimizde gerçekten de bir kaç gün yalnız kalmıştık, gerçekten babam o zaman İstanbula’mı gelmiş? İnanamıyordum.Annem devam ediyordu,olaydan sonra baban kaçmış beni de hastaneye kaldırmışlardı, durumum çok ciddiymiş hemen amaliyata almışlar beni, bu arada acil kana ihtiyaç olduğu için çantamda buldukları senin amca dediğin Vedat beyi aramışlar kızım. Vedat bey hemen bana kan grubu uyduğu için hiç düşünmeden arabasını hazırlatıp hastaneye gelmiş kızım. Bana acil ihtiyacım olan kanı verdikten sonra ve akabinde dinlenip hava almak için hastanenin dışına çıktığı sırada kızım, baban tekrar Hastaneye gelip yarım kalan işini yani beni öldürmek için geldiğinde dışarıda az önce bana kanını vererek hayatımı kurtaran Vedat amcanı da bıçaklamış neden biliyormusun? sırf bana iş verdiği için ve babana içki parası kumar parası vermeyi yani bana iyilik yaptığı için öldürmek istemiş.ben ise gerçekten sok üstüne şok yaşıyordum duyduklarım inanılmaz sanki film izliyordum bu nasıl olurdu? Babam babam nasıl nasıl bu kadar canavarlaşabilmişti? Annem için kolay olmayan bu konular anlatırken de kolay olmadığının farkındaydım, ikimizde adeta şok yaşıyorduk nutkumuz tutulmuştu. Annem duramıyordu anlatmak istiyordu sanki içinde biriktirdiklerini artık içinden söküp atmak istercesine anlatmaya devam ediyordu.Babam Vedat amcayı da bıçakladıktan sonra kayıplara karışmış, Vedat amca olduğu yere yığılıp kalmış ve hemen Vedat amcayı da amaliya’ta almışlar. Fakat Vedat amca annem gibi şanslı olamamış maalisef annemi kurtarmakla kalmamış şimdi’de annemi korumak için yürüme yeteneğini de kaybetmiş, evet kızım Ayten’im Vedat amcan aldığı bıçak darbelerin den dolayı artık yürüyemiyordu, ben ise olan bitenden habersiz hastanede iyileşmeyi beklerken birde bu durumu öğrenmiştim. Vedat amcanın tek sucu bana iş vermesiydi kızım.Hastanede ikimizinde kapımızın önünde Polisler bekliyor du, yıkılmıştım ben, babanın kahrını yıllarca çektim tam kurtuldum sizleri de yanıma alıp bir aile olarak devam etmeyi düşünürken bunlar oldu kızım ve benim aklım birde sizler deydi , babanızın size bir şey yapmasından çok korkuyordum sizler Köydeydiniz yapayalnız ve korumasızdınız üstelik hiç bir şeyden haberiniz yoktu. Aylarca hastanede kaldıktan ve Vedat amcanda bende tekrar tekrar amaliyat olduktan sonra ikimizde iyileşmiş hastaneden taburcu olma zamanımız gelmişti.Bu arada babanı polis her yerde arıyordu. Fakat baban bu arada olaylardan sonra köye kaçmayı başarmış akabinde’de bana ve Vedat amcana gizli bir tehdit mektubu gelmişti, babanız eyer ifadelerimizde babanızın ismini verirsek abini de senide alıp kaçmaya devam edeceğini söylüyordu. Evet babanız bunu yapardı. Yapabileceğini de bize göstermişti, Vedat amcanda bende bu yüzden ifademizde babanın ismini veremedik yapanın yüzünü görmediğimizi söyledik. Ben ise hem annemi dinliyor hem şok üzerine şok yaşamaya bir yandan da o dönem babamın tuhaf davranışları gözümün önüne geliyordu, gerçekten de babam ortadan kaybolup bir süre sonra geri gelmişti, dağılmış bir durumdaydı bunun alkolle kumarla alakası olmamalıydı bu farklı bir dağınıklık tı. Babamın yanına bir akşam tanımadığım bir adam gelmiş babam o adamla saatlerce tartışır gibi konuşmuşlardı. Gerçekten babam çok tuhaf endişeli kızgın öfgeli davranıyordu. Annem hıçkırarak ağlıyordu yine bir müddet sustu artık anlatmaktan ağlamaktan bitap düşmeye başlamıştı. Biraz suskunluk yaşadık bu arada annem su içti ve biraz daha sakin sakin nefes alıp verdikten sonra anlatmaya yine devam ediyordu, o arada Çardağa Vedat amca gelmiş bizi dinliyormuş biz farkında değildik. Vedat amca anneme seslendi> artık annemin eve gelmesini daha fazla kendini yormamasını söylüyordu<, ben ise adeta nutkum tutulmuş bir durumda olan biteni beynimde anlamaya bu çirkinlikleri benliğimde oturtmaya çalışıyordum.

Annem anlatmak istediğini artık herkes her şeyi bilecek diyordu ve inatla anlatmaya devam ediyordu. O anlardan sonra nedendir bilmiyorum babamın hep parası olmuş adeta para içinde yüzüyordu, meye se babam annemi ve Vedat amcayı bizlerle tehdit etmeye devam etmiş annem de Vedat amcada bu duruma bizleri yanlarına alıncaya kadar devam etmek zorunda kalmışlar, Vedat amca konumundan dolayı aslında babamı anında yakalata bilir para göndermeyebilir di fakat annemin bütün yalvarmaları bizler için Vedat amcayı durdurmuş.İşte o anlardan itibaren annem Vedat amcayı vedat amca da annemi hiç bırakmamış, Vedat amca annemi korumaya almış ve kendi soy ismini vermiş, annemi çaresiz bırakmak istememiş.

7.Bölüm.

Yıldızlarda küçüktür yerden bakıldığında

6.Bölüm

Bahçede duran Çardağa geçtik belli ki konuşma ciddiydi ve benim hakkımda konuşulacaktı. Bana oturmam ve herkesi dikkatlice dinlemem gerektiği söylenmişti ben de öyle yaptım.

uzun bir sessizlik ortamından sonra sessizliği bozan amca oldu;kızım senin için bazı kararlar aldık burada ziyan olmanı istemediğimiz için ben annene bir teklif yaptım; bundaki amacımız senin çok zeki akıllı bir kız olduğundan dolayı senin tam donalım lı eğitim alman kendine çevrene bizlere faydalı ayaklarının üzerinde tek başına durabilmeni istiyoruz., annem ben ve hoşlanmadığım Aysel Hanım amcayı dinlemeye devam ediyorduk.Bak kızım annen de ben de uzun uzun düşündük neyapabiliriz? annende bende biz buna ikna olduk belki bize çok kızacak çok öfkeleneceksin fakat bütün verdiğimiz kararlar senin için geleceğin için. Ve ileride annene de bana hak verip teşekkür ediceksin kızım diyerek devam ediyordu, ben ise bu konuşmalar hiç hoşuma gitmemiş kalkıp bir an önce odama penceremin önüne gitmek istiyordum, belli ki hakkımda verilen karar beni üzecek bir karar dı .Kaldı’ki annem varken amca neden benimle bu kadar ilgileniyordu ki benim babam değildi abim değildi neden annem masum gibi konuşmayı amcaya bırakmıştı? bir türlü anlam veremiyordum sadece kalkıp gitmek istiyordum. Ben yine bunları düşünürken amca benim daldığım derinliğimi farketmiş olacak’ki adımı seslenmesiyle başımı amca dan tarafa çevirdim. Nereden bilebilirdim ki adeta hepsi bir olup benim sanki idam kararımı verdiklerini insan geleceğini göremiyor işte.Amca gayet ciddi bir şekilde sözlerine devam ediyordu; kızım kararımız seni Aysel Hanımla Amerika’ya yatılı Okula göndermek; ben kulaklarıma inanamamıştım yanlış mı duydum acaba? hayır doğru duyduğumdan hiç Şüphem yoktu. Beni bu birbirimizden hiç hoşlanmadığımız bayanla ve hiç ismini bile duymadığım bir Ülkeye sanki başlarından atmak ister gibi göndereceklerini söylüyor! burada sanki hiç Okul kalmamış gibi. Hayır doğru duydum emindim.Her tarafım bir anda buz kesmiş adeta yerimde donup kalmıştım öfkem sakinliğime yansımış ağlamak istiyor isyan etmek istiyor ama yapamıyordum bu kadarı da fazlaydı artık. Anneme öfgeyle baktım, ağlamış gözleri ıslaktı ve titreyen sesiyle uzun zaman sonra söz aldı.;kızım inan bu senin için en doğru karar bu olmak zorunda bu böyle olmak zorunda diyebilmişti adeta sesi tamamen kısılmıştı, annem de sanki bir şeyleri haykırmak istiyordu, zor duyabileceğim bir ses tonuyla.Bunu fark’eden amca bana döndü ve ellerimi avuçlarına alıp ;kızım her türlü imkanı kullandık seni harika bir yere gönderiyoruz orada her şeye sahip olacaksın arada biz de geleceğiz, hem belki sende gelirsin tatillerde diyerek devam ediyordu ama ben duymuyorum sanki.Amca amca sanki babam’ mış gibi sanki annemin kacasıy’mış gibi konuşuyordu, evet benim hiç bir zaman ellerimi tutan benimle konuşan babam olmamıştı ama yinede olanlar hiç hoşuma gitmiyordu.Sonra birden bulunduğum şoktan çıkıp gücüm yettiği kadar bardığımı hatırlıyorum, yeter siz hepiniz neler söylüyorsunuz böyle artık ne kadar bardıysam evin diğer yardımcısından su istenmiş benim için su geldiğinde beni kollarımdan tutup oturtup su içirmeye çalıştıklarını hatırlıyorum, titriyordum sanki kar yağmış ve içinde gibi titriyordum.Küçük kalbim buna dayanamıyordu nefes alamıyordum sanki hepsi çok fazlaydı, birden etrafımın simsiyah karardığını ve hiç bir şey görmediğimi fark’ettim ve daha sonrasını hatırlamıyorum .Kendime geldiğimde villanın salonunda uzun koltukta yatıyor ve kolumda serum takılıydı, baygınlık geçirdiğimi söylediler.Başucumdaki annemin yüzü korku ve endişe doluydu, karmakarışık bir yüz ifadesi vardı. Ağlamaktan korkudan konuşamaz bir haldeydi. Akşama kadar yanımdan başucumdan hiç ayrılmadı, odada ise büyük bir sessizlik hakimdi tek ses salonda duvarda asılı büyük saatin Tik Tak sesiydi.Aysel hanım salonda yoktu^ aman Allah’ım inşallah gitmiştir annem fikrini değiştirmiştir diye içimden sessizce istiyor ve dua ediyordum.Büyümek gerce ben hiç çocuk olmadım ama yinede büyük olsaydım keşke kararlarımı kendim verecek yaşta olsaydım, abim canım abim hadi gel artık gel kurtar beni yine o sevginle sar beni gel abi, hadi neredeysen gel artık diye içimden adeta yalvarıyordum ama gelmiyor abim! gelmiyordu ve hiç haber de yoktu.Hem kalbim hem Ruhum hem gözlerim acıyor ve ağlıyordu, bir ara ayak sesi odadaki sessizliği bozmuştu evin yardımcısı yanıma gelip saçlarımı okşayıp yanaklarıma buse konduruyor kendisininde gözlerinden yaşlar geliyordu. Ah kızım elimde olsa her şeyi değiştirirdim seni ben alıp giderdim buralardan ama ne olur sabret ve inan her şey senin iyiliğin için gitmen gerek buralardan git kızım git gidebildiğin kadar uzaklara git diyordu! sanki bir şeyler biliyordu, bana yalvarırcasına git demesi normal değildi git kızım git, neden herkes benim uzaklara gitmemi istiyordu artık çocuk beynim bunları almıyordu. Annem salonda yoktu, yardımcı hem ağlıyor hem git diyordu herkes bu evde bir tuhaftı herkes ve hiç bir şey normal değildi.

Yorgundum çok yorgundum bedenim kalbim Ruhum çok yorgundu. Uyumuşumyine .

uyandığımda akşam olmuş kolumdaki serum çıkartılmıştı. Yağmur sesi geliyordu uzandığım koltuktan, pencere deki tülü araladım, evet Yağmur yağıyordu yıldız’ larım yoktu Gökyüzünde onlarda beni bu gece yalnız bırakmışlardı .Yağmur adeta benim için ağlıyordu her bir Gökyüzündeki yıldızlarım benim için ağlıyordu sanki.Birden ayaya kalktım kaçmak yok olmak istiyordum, birden dışarıya fırladım ayaklarımda terlik bile yoktu oradan kaçmak uzaklaşmak belki artık yeni bir şey duymak istemediğimden uzaklaşmak istiyordum.

6.Bölüm

Yıldızlarda küçüktür yerden bakıldığında

5.Bölüm

Dalgınlığımız ve şaşkınlığımız devam ederken gelen seslenmey’le başımızı sesin geldiği yöne doğru çevirdik; seslenen annemdi;. Evet annemdi görüntüsüyle giyimiyle sanki bambaşka birisiydi, annemi şehir çok değiştirmişti.

Annem gözleri bizleri karşısında görmenin de verdiği mutlulukla bize, bizde annemde ki değişikliği görmenin şaşkınlığığla birbirimize hızlı adımlarla yürüyor ve hasretle birbirimize tekrar tekrar sarılmıştık. Annem bizi alıp hemen Villanın yan tarafında bulunan küçük eve getirdi. Annemin kaldığı ev miş. Küçük şirin bir evdi ve içi bizim daha önce hiç görmediğimiz eşyalarla düzenlenmişti. Her şey o kadar farklıydı ki meraklı bakışlardan bir türlü kendimizi alamıyorduk. Evi incelerken yorgunluktan olsa gerek uyuya kalmışım, birden annemin seslenişiyle uyanmıştım, yemek vaktinin geldiğini bildiriyordu. Kalktım ve hala kendimi Rüyada zannediyordum. Üçümüz yemeğimizi yedikten sonra esas amaca sıra gelmişti, annem bizim orada ki sorumluluklarımızı, iş saatlerimizi, görevlerimizi, disiplini, bize sıralıyordu, sanırım hiç bir şeye hayır olmaz gibi kelimeler kullanma hakkımız yoktu, çünkü annemin talimatları kesin ve netti.

Ertesi gün sabah annem bizi erkenden uyandırdı kahvaltıdan sonra annem beni yanına alıp abimi de bahçeye bahciva’nın yanına bırakıp iş hayatlarımızı başlatmış oldu böylece. Benim görevim mi; evde ki yaslı amcaya refakat etmek; Aslında amca ya yaşlı diyorum ya aslında o kadarda yaşlı değildi 60 yaşlarında var yok. Fakat amca yürüyemiyor tekerlekli sandalyedeydi. Abim ise yazdırıldığı Okuldan sonra Bahçede bahcivana yardım etmekti işi. Benim bir görevimde amcaya Kitap okumaktı, fakat ben Okuma yazmayı okulda değil evde abim den ve kendi azmimle öğrendiğimden amcaya okumaya başladığım Kitabı yavaş yavaş okuyabiliyordum. Tabiki amca bundan pek memnun da değildi, sıkılıyordu sanırım ben yüz mimiklerinden en azından öyle anlıyordum.Amca aslında sıkılıyor benim okumamdan fakat bir taraftan da beni çocuğu gibi seviyor ve bana iyi davranıyordu. Benim hakkımda bir şeyler düşündüğünden emindim öyle hissediyordum. O gece odama geçtikten sonra penceremin önünde oturup sokaklardaki ışıkları seyre daldım gerce duvarla çevriliydi Villanın etrafı fazla bir şey görünmüyordu, yinede gördüğüm ışıklara seyre dalmıştım.Nereden nereye gelmiştik, ben buraya belki okuyabilirim Okula gidebilirim umuduyla gelmiştim, amcaya sadece kitap okumak için yada amcayı tekerlekli sandalyesiyle gezdirmek değildi ki benim hayalim.Böylece aradan yine bir kaç yıl daha geçti, aynı rutinde devam ediyordu hayatımız.Tek bir farkla, abim bir anda bir gece ansızın ortadan kaybolmuştu.Bana hiç bir şey söylemeden benimle vedalaşmadan,oysa biz bir bütündük, ben onun canıydım abimde benim canımdı. her konuda ki tek destekcim di. Abim bana veda etmeden kaybolmuş olamazdı ki. Nerde nereye gitmişti en önemlisi ne olmuştu ansızın kaybolması normal bir durum değildi kesinlikle. Gittiği gece penceremin önünde uyumadan sabahlamışım ve kendimi o kadar yalnız hissediyordum ki , dalları kırılmış ağaç gibiydim.Annem o geceden sonra tek kelime abim den bahsetmedi sadece içten içe ağladığını farkediyordum, sorduğumda ise abimi abin yok bir daha sorma diyordu annem. Ben ise İstanbul’a geldiğimize çok pişman olmuştum keşke gelmeseydik en azından canım abim her şeyim abim yanımda olurdu. Bak şimdi yok yanımda üstelik bana veda bile etmeden gitmişti,sanki buhar olup yok oldu, ben günlerce aylarca her gece geç saatlere kadar Penceremin önünde oturur sanki abim gelecekmiş gibi abimi beklerdim, Gökyüzündeki yıldızlarda abimi arardım hayal ederdim abim orada o yıldızların arasında bana el sallıyor diye hayaller kurardım. Son zamanlarda gerçekten çok sinirlerim bozulmuştu .Abim giderken sanki benim de yarımı alıp gitmişti. Bu şekildeki beklemeler uzun zamanlar devam etti ama ne gelen vardı ne haber vardı.Annem yine her zaman ki gibi abim den hiç bahsetmiyordu.

Bir gün yine işlerim bitmiş bahçede yalnız başıma dolanıyorken birden amcanın sesiyle irkildim arkama döndüğümde amca ve yanında elinde dosyalarla duran daha önce hiç görmediğim ismini sonradan öğrendiğim Aysel isminde bir bayan vardı.Bir birimize bakındıktan sonra Aysel hanımın bana şöyle küçümser bir şekilde beni süzdüğünü fark’ettim. Tuhaftı ikis ide tuhaftı. Açıkca itiraf edeyim korkmuştum da ve hemen evin kapısının önünde bize doğru gelmekte olan annemin yanına doğru koşmuştum.Annem tekrar elimden tutup beni amcanın ve Aysel hanımın yanına doğru götürüyordu belli ki annemde konuyu biliyor olmalıydı.Yani anlaşıldı konu bendim, merakla olup biteni anlamaya çalışıyordum.

5.Bölüm sevil

Yıldızlarda küçüktür yerden bakıldığında

4.Bölüm

Ayten Hanım 12 yaşına gelmişti. Bir gün abisi elinde bir Mektupla gelmişti sevinçliydi belkide uzun zamandır abisini ilk kez bu kadar yüzün de gülümseme görüyordu Ayten Hanım. Mektubu abisi okumuştu belli şimdi Ayten Hanım Okuyacaktı.

Ayten hanım uzun süredir beklediği haberi almıştı, annesi artık abisini de Ayteni’de İstanbu’la alıyordu. Ayten nihayet İstanbul yolcusuydu artık.

Öylesine mutluyduki Ayten.Fakat mektubu sonuna kadar okumamıştı, abisi bunu farket’ti ve kardeşinin ellerinden tuttu yanına oturttu. Bak kardeşim mektubu tam olarak okumadın ben anlatayım diyerek söze başladı. Annem bizi oraya almasının sebebi anneme yardım etmek için. Yani bu demektir ki çalışacağız. İyi de abi ben daha çocuk sayılırım ben neyapabilirim ki ? sen neyapabilirsin ki?; Bilmiyorum kardeşim oraya gidince bakacağız;. Annemin bize ihtiyacı varmış, ben ise gerçekten hayal kırıklığı yaşamıştım.

Evet omuzlarıma yüklenen yüklerden gerçekten büyümek zorunda kalmıştım fakat yinede ben 12 yaşındaydım ne iş yapabilirdim ki. bunları düşünürken abim mektubun gerisini benim okumadığım kısımlarını bana anlatmaya devam ediyordu, çaresiz abimi dinliyordum. Annemin çalıştığı ev kocaman evmiş ve o evde yaşayan çok ta insan varmış birde yaşlı bir amca varmış, annem artık tek başına her işe yetmiyormuş.Bu yüzden ikimizi de yanına alıyormuş, yani bizim yardımcı olmamızı istiyormuş. Abi’min bana tek sorduğu kabul edip etmemem’di. Ne söyleyebilirdim ki abim farkındayım çok istekliydi abimin hevesi ni kıramazdım o benim için bir taneydi. Ağzımdan çıkan kalbimden gelen ilk sözü söyleyivermiştim; tamam abi; . Ya bu nasıl bir Dünyaydı hiç anlamıyordum kücücük yaşta nelerle uğraşmıştım? şimdide annemin yanına çalışmaya gidiyordum ve ben daha 12 yaşındaydım, büyümek mi zor yoksa küçük kalmak mı zor bilemedim bu düşüncelerle kendimi dışarıya attım, koştum ne kadar koştuğumu hatırlamıyorum her gün annemi gelecek diye beklediğim yere kadar koşmuşum, her gün Otobüs annemi getirecek diye beklediğim yerde şimdi hayal kırıklığı, birazda üzgün olarak oturuyor hatta ağlıyordum. Babasızlık varken annesizliği de yaşarken şimdi annemin beni yardım için istemesi sanırım beni baya bir üzmüştü.

Ben bu köyde doğmuştum büyümüştüm abim benim her şeyim di. Oyuncaksız büyümüştüm yastıklar bebeklerim olmuştu ıssız köyde doğru dürüst arkadaş yoktu. Annem ve abim benim her şeyim di .Evim evimin avlusu. Şimdi bu Köyden ayrılmanın zamanı gelmişti. Akşam olmuş eve dönmüştüm, abim bavullarımızı hazırlamış buldum.Evin önünde ise Siyah bir münübüs vardı. Meyersem o annemin bizi alması için gönderdiği münübüs müş. Şöför bizi almaya gelmiş. Babam neolacaktı? bilmiyordum, zaten ortada da yoktu bizimle gelmeyecekmi? burada yalnız napacaktı ? doğrusu abim de bir şey söylemedi. Arabaya bindik ve araba hareket etti arkama dönüp evimize baktım uzun uzun taki evimiz gözden kayboluncaya kadar. Gerce bir gün bir daha dönmemek üzere tekrar bu eve Köyüme geleçeğimi bilemezdim ki. Araba yol aldıkça evimizde gözden kaybolmuş ve kasaba yoluna girmiştik. Yinede her şeye rağmen heyecanlıydım nede olsa hiç bilmediğim bir yere gidiyordum hangi sebeple olursa olsun Köyümden ayrılmış ve Şehre gidiyordum. Elektiriğ’in olduğu suyun olduğu hatta abimin bana hep çizdiği Denizi olan Şehre gidiyordum, sanırım bütün gün yaşadıklarım düşündüklerim beni yormuş olacak ki uyumuşum arabada. Tekrar abim beni uyandırdığında İstanbul’a gelmiştik o kadar uzun uzun uyumuşum gerçekten. Aman Allah’ım bu bumu İstanbul her yer insan dolu hiç bu kadar insanı bir arada görmemiştim, İstanbu’la vardığımızda sabah olmuş ve insanlar işe gitme telaşındalar, Trafik Otobüs durakları her yer kısacası insan akımıyla doluydu. Nasıl bu kadar insan buraya bu şehre sığabiliyor? bizim köy bu kadar kalabalığı almazdı. Bunları düşünürken Şöför abimin de benim de şaşkınlığımızı farket miş olacak ki bize İstanbulu anlatıyordu. Sonra yine uzun bir süre gittikten sonra Münübüs bir Villanın önünde durdu, Köyümüzdeki evimiz gibi etrafı duvarlarla çevriliydi, Şöför kornaya bastıktan sonra dışarıya çıkan annemi gördüm yanında bir bayan daha vardı bir anlık şaşkınlıktan sonra arabadan indik ne olursa olsun o benim annemdi, kokusunu bile özlediğim annemdi, hiç bir şey düşünmeden arabadan atlayıp boynuna sarıldım. Annem ise abimle bana sarılıyor bizi sımsıkı tutuyor ve sevinçten ağlıyordu. Annemin sevinçten eli ayağı bir birine dolaşmiştı bizi alıp içeriye girdiğimizde annemin yanındaki bayan da bizim Bavulumuzu içeriye Villanın yanındaki duran küçük bir ev vardı oraya götürdüğünü gördüm. Ben ve abim kocaman bahçede durduğumuzda önümüzde yine kocaman Villa duruyordu. Bu neydi? burası ne kadar büyüktü böyle bizim eve hiç benzemiyordu. Abimde bende kapısından girdiğimiz bu evin bahçesine acaba gelecekte olacakları bilseydik girermiydik? Etrafında duran havuz etrafta binbir çeşit Ağaçlar çiçekler insanın gözlerini kamaştırıyordu. Yinede insanın geleceğini bilme gibi bir imkanı olsa girermiydik? bu kapıdan, adım atarmıydık bu kapıdan? Hayır bilemeyiz, geleceğimizi bilemeyiz , abimde bende bilemedik .

4.Bölüm Sevil

Yıldızlarda küçüktür yerden bakıldığında

3. Bölüm

Abimin sesi sessizliği bozdu biran ,annem daldığı derinliklerden çıktı biranda, abim anneme artık ne olduğunu anlatmasını istedi tekrar. Annem tekrar derin bir nefes alıp bize doğru dönüp: Çocuklar ben bir karar verdim<artık babanızın eziyetine ve bu sefalete dayanamadığım için İstanbula gitmeye karar verdim> bu hem sizler hem benim için iyi olacağına inandığım için diyerek sözlerine devam ederken ben ise bir anda sevinçten ayaya fırlayıp yaşasın diye sevinçten bağırmaya başlamışım, belki büyük şehirde Okula bile gidebilirdim. hem orada babam da olayacaktı, annem de abimde bende rahat edecektik.

Fakat bir an başımı çevirdiğimde yine abim de annemde yüzleri asıktı sanki daha da üzgünlerdi, bir tuhaflık vardı sanki. Abimle göz göze geldik biran, sanki bana bir şey söylemek istiyor gibi bir hali vardı.Annem ise benim kolumdan çekerek tekrar yanına oturttu, evet kesin bir şey vardı bana söyleyecekleri, >Annem bak kızım ben İstanbul’a yalnız gideceğim, siz burada kalmanız gerekiyor der demez ben birden olduğum yerden ayağa fırlayıp hayır bende geleceğim diye ağlamıştım, çünkü sevincim yarım kalmıştı. hem annesiz kalacak hem Okul hayalim suya düşmüştü. Ne kadar ağladığımı bilmiyorum fakat abim kalktı, her zamanki gibi beni kollarına sardı kendince teselli etmeye çalışmıştı, birtaraftan da üzülme kardeşim ben hep senin yanındayım yanında olacağım seni hep koruyacağım diyordu. Annemde işlerini ayarlayıp ev tuttuktan sonra bizi yanına alacağına söz vermişti. Ben biraz sakinleşmiştim gözlerim anneme takıldı oturduğumuz ağacın altında öylece oturuyor ve sadece ağlıyordu kim bilir belki yaşadıklarına isyan ediyordu, belki bizleri bırakmak zorunda oluşuna ağlıyordu. Bir ara baktım ki üçümüzde ağlıyorduk, çaresizliğimize ayrılıklara ağlıyorduk. Kimi neyle suçlayacaktım ki. Aslında tek suçlu babam sanırım.Keşke benimde diğer babalar gibi babam olsaydı sabah kalkıp işe giden akşam çalışmaktan yorgun ama kızının oğlunun saçlarını okşayan hanım açıktım hadi yemeğimizi yiyelim diyen babam olsaydı.Belki annem o zaman gitmek zorunda kalmayacaktı.Hoş bunları babama anlatsak anlamayacaktı o yüzden babamla paylaşmaya gerek görmedik zaten.

Annem bir hafta sonra dediği gibi İstanbul’a gitti babamı nasıl ikna etti bilmiyorum tek bildiğim annem beni ve abimi birbirimize emanet edip gittiğiydi. Olanlara bir anlam veremiyordum aslında sebepler belliydi. Ben ise günlerce annemin yolunu beklemeye başlamıştım Otobüsler geliyor geçiyor ama annem gelmiyordu,annemi her geçen gün dahada özlüyordum. Zaman geçiyordu babam aynıydı sabah çıkıp akşam gelir hatta yine bazen abimle yine yoldan sızmış olarak alır gelirdik. Evin yemeklerini abim yapıyor bende bildiğim kadar yardım ediyordum, evi toparlıyor akşama kadar abimin eve gelmesini bekler ve abimle birlikte yemekleri hazırlar birlikte yerdik.Zaman yine geçip gidiyordu annem seneden seneye gelir bağ bahçe işlerini halleder sonra yine İstanbul’a giderdi her gidişinde söylediği az kaldı kızım az daha sabır derdi. Artık küçük yaşta abim gibi omuzlarıma yüklenen yükten mi yoksa çabuk büyümek zorunda kalışımdan mı yada inancım mı kayboldu bilmiyorum ama artık anneme de inanmıyordum, kim bilir belki de kızgındım.

Ayrıca annemin gitmesi bizi sefaletten de kurtarmamıştı, annem babama para yollar babam da bir güzel harcardı bize ise üç beş bir şey kalırdı yani zorluk ve sıkıntıya devam ediyorduk. Artık evin önünde oyun yerine tencere tutuyordu ellerim oyun yerine temizlik bezlerini tutuyordu ellerim kısacası büyümüştüm çocuk olmadan büyümüştüm. Fakat tek bir şeyi bırakmadım Okuma aşkı ve yazma aşkını bırakmamıştım artık iyice okuya biliyor ve yazabiliyordum. Tek tesellim buydu.

İnanmak başarmanın yarısıymış>evet inandım ve hiç pesetmedim hiç vazgeçmedim ve abimin yardımıyla da başarmıştım ne mutlu bana.

3.Bölüm

Yıldızlarda küçüktür yerden bakıldığında

2.Bölüm

Ben ise büyüdükce tabiki nasibimi alırdım babamdan. Yinede baba işte, bazen eve gelmeyince zavallı annem abimle beni dışarıya babama bakmaya gönderirdi, tek bir yerlerde sızıp kalmasın başına bir şey gelmesin diye. Gerçek tende babamı yol kenarında sızmış bir halde bulur küçücük bedenimle abime yardım ederek babamı eve taşırdık. Bu haline seviniyordum çünkü sızmış olduğu için evde sessizlik olurdu.Korkudan kendime sığınacak yer aramak zorunda kalmazdım.

Yıllarımız böyle geçti gitti, benimde Okul yaşım gelmişti, fakat beni Okula göndermediler, evimiz gerçekten de Köyün dışına doğru ve çok ıssız yerdeydi, annem beni getirip götüremeyeceği için babamda zaten hep aynı olduğu için Okula gidemedim. Uzaktan Okula giden çocuklara bakar onlar gibi olmak isterdim, siyah Okul önlüğüm, Çantam, kalemlerim olsun isterdim ama maalisef olmadı. Okumaya o kadar hevesli istekliydim ki akşamları abim odamızda ders çalışırken yanına oturur elime abimin kalemlerinden birini alır ve beyaz defterinden Kağıt alır harfleri abimi takip ederek yazmaya çalışırdım. Abim: canım abim hiç rahatsız olmazdı benim bu konuda ne kadar meraklı olduğumu fark ederdi, ne kadar istekli olduğumu görürdü ve bana elinden geldiği kadar yardım ederdi. Abim 3. sınıfa gidiyor ve artık okuma yazma biliyordu bildiği kadar bana harfleri öğretirdi .Ne yapsın hevesim kırılmasın diye yardım ederdi.Sonra abim uyuyunca ben küçücük idari lambasının altında abimin bana o akşam gösterdiği harfleri tekrar okur ve yazmaya devam ederdim belki de saatlerce böyle devam eder sonra genelde uyuya kalırdım.

Gündüzleri ve akşamları normal standart hayatımız devam ederken bende aylar içerisinde baya harfleri öğrenmeye başlamıştım ama gerçekten çok çalışıyordum çünkü öğrenmeyi çok istiyordum. Her şeye rağmen o kadar mutlu oluyordum ki bir harf bile öğrensem mutluluktan uçardım, o küçük odamız bana dar gelirdi hoplayıp zıplardım mutluluktan, çocukluk işte. Hatta o anlarda babamın o hallerini bile düşünmüyor olurdum. Her gün bir an önce akşam olsa da abimle ders çalışsak diye bekliyordum, okuyabilmek ders çalışmak bana büyük keyif veriyordu.

Biraz bir şeyler öğrendikten sonra köyün yollarında bulduğum üzerinde yazı olan kağıtları toplar gece abimle birlikte okumaya çalışırdım. Abim benim bu okuma hevesime azmime hem mutlu olur hemde çok üzülürdü okula gidemediğim için, ve her zaman benimle gurur duyduğunu söylerdi. Abimin hakkını asla ödeyemem ki. Benimle her zaman bıkmadan bir kere bile öf demeden hep yanımda olur üzülmiyeyim diye benim hoşuma giden ne varsa benimle birlikte yapmaya çalışırdı. Ne bitmez çilesi vardı, o da daha küçüktü ama omuzlarında ki yük boyundan büyüktü. Aradan yine bir yada iki yıl daha geçti hayatımız aynen yine devam ediyordu, ben ise abimin yardımı ve kendi çabamla gerçekten okuma yazmayı öğrenmiştim, hece hece olsa da okuyabiliyordum, annem de abimde benimle gurur duyduklarını dile getirirler bir yan dan da annem beni Okula gönderememenin ezikliğini yaşıyordu, bunu her annemin yüzüne baktığımda görüyordum bu yüzdende anneme artık ben de Okula gitmek istiyorum diyemiyordum. Abim elinde parası olmamasına rağmen Okuldan öğretmeninden okuyabilmem için hikaye kitapları getirirdi.Ben ise büyük bir keyifle alır hece hece okumaya çalışırdım. Aradan kaç gün yada kaç ay geçti bilmiyorum?

birgün annem beni ve abimi de yanına alıp tarlaya götürdü. Annem her zamankinden farklıydı sanki bastığı yeri bilmiyordu koşar adım yürüyor ve hiç konuşmuyor sessizdi.

Ben ise anlam veremiyor ama bir o kadarda merak içerisindeydim, sonunda tarlaya vardık annem bizi birer tarafına oturttu, ve birden bize sarılıp ağlamaya başladı belli ki oraya kadar kendini zor tutmuştu. Bana ve abime öylesine sarıldı ki bir anda nefes alamadığımı fark’ettim. Anne anneciğim canım acıyor diye seslendiğimi hatırlıyorum.Annemin bu durumu beni de abimi de çok endişelendiriyordu ne olmuş tu? böyle anneme hiç bu halde görmemiştik ki . Abim annemin kollarından ayrılıp annemin önünde diz çöküp hadi anlat annem diyordu, adeta yalvarırcasına, ben ise annemin ağzından çıkacak tek bir kelimeyi bekliyor aynı zamanda o küçücük kalbim sanki yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Olup bitenler korkutuyordu bizi, çünkü bizim annemizden başka kimsemiz yoktu ki. Annem ağlamayı bırakmış bize doğru bakıp derinlere dalmıştı, o anda sadece gölgesinde oturduğumuz Ağacın yapraklarından rüzgarla birlikte çıkan yaprak sesleri , ve etrafta uçan bir kaç Karganın sesleri sessizliği bozuyordu.

2.Bölüm

Ruh Sancısı

İnsanın Ruhu neden acır? neden sancı yapar? bugün öylesine akıma geldi.

Hayatımızda o kadar çok neden soruları varki. Yaşarken yaptığımız hataların bedelleri ağır oluyor belkide bizler yıllardır feda ediyoruz da veda etmesini beceremediğimizden. Ben örneğin kendimi bildim bileli birçok insan gibi savaştığımı gördüm. Kısacası kendimi herkese kurban etmişim. Farkettiğimde ise kendimden Ruhumdan öyle çok duygular hisler vicdan kaybolmuş ki şimdi Ruhum sancıyor, bu öyle bir sancıki hiç dinmeyecek sanırsın , hangi ilaç tedavi eder diye düşünür durursun.

Aslında sanırım iç dünyamın derinliklerinde mucize beklemişim, oysa mucizeye inanırsan mucize gerçekleşir. işte ben farkında olmadan yine beklemeyi seçmiş fakat mucizeye inanmayı kenara bırakmışım.

Şimdi kurtuldum zincirlerimden artık etrafım dört duvar çaresizlik değil, engin denizler gibi ferah durgun ve dalgasız. Hayat Kitap gibidir, sadece Hayat Kitabını okudum cesaretle sabırla, inandığım yoldan kimin ne dediğine aldırmadan,el ne der diye değil ben nasıl istiyorum diye, benim gurur duyduğum değer verdiklerimle alay eden ve inanmayanlara inat Hayat Kitabını okumaya devam ettim. Artık Ruhum sızlamıyor inadım kararlılığım ve sınırlarım. Kurban Rolünden istifa ettim artık roller değişti.

Geçmişi düşündüğümde gördüğüm sadece güçlü olduğum için affetmiş olduğum, oysa şimdi güçlüyüm yine, sadece kendimi affediyorum zekiyim artık karşim dakilerini yok sayıyorum,

Okuduğum hayat Kitabı bana öylesine dersler verdi ki: Kitabın son sözünü ben yazıp ben bitirmek istedim ve

Kurban Rolü değil, Hayat Rolünü seçtim, Ruhuma ağrı yerine huzur verdim sevgi verdim. Varsın kaybettiklerim olsun, varsın Rollerimden istifa ettiğim için kimse yanında olmasın, ben benimle mutluyum, az ve öz.İnanmak başarmanın yarısı misali.

>>Buda benim Hayat Kitabımın dip notu olsun.<<

Sevil Taş

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla